Üstattan yayınladık, şimdi benden... Kadın dediğin;
“Erkek dediğin” diye başlasa cümlemiz o zaman başka bir girizgahı olurdu sadedin de, malum kadın dediğin önce göze... Dolayısıyla ‘kadın dediğin’ kabul! güzel olacak arkadaş. Ancak buna Allah vergisi dersek öyle estetikle falan uğraşmayacak sadece bakımlı olacak. Hepsinden önemlisi devrimci olacak, her seferinde yeni sürprizlerle çıkacak ortaya.
Sonra bu dünya güzeli varlık, ne olduğunun farkında olacak. Ağır da olacak, hafif de kalmasını bilecek. Önce insan olup yerine göre davranacak. Nedense baştan değinmeden olmuyor, söyleyip kurtulayım; yatakta iyi olacak Bu “yatakta iyi olacak” cümlesinde, klasik bir orospudan olağan olan beklentiler değil lafım, yatak iyiliğinden kasıt uyum olacak. Ne yalandan çıldıracak, ne öyle ayırıp bacağını yatacak kuru kuru. Tüm bir ilişkinin mutluluğu ve birçok zihniyet henüz kabul edememişse de varlık sebebi değil midir cinsellik ve/veya üreme. Dolayısıyla bu işin zirvesi ‘kadın’sa, o da iyi olacak. ‘Uyumlu’ olacak sonra canımı yiyecek. Kültürünün öğrettiği seks hayatının getirdiğiyle, işi gücü erkeği tatmin olmayacak, ‘ikimiz’ kavramına dokunacak ve kendi bam telini de düşünecek. Kendi mutlu olacak ki yarına o yatağa aynı istekle girsin; e mutlu da edecek ki haftaya adam aynı şehveti aynı koyunda söndürsün. Kadın gün ışığında da, lamba altında da, yorgan üstünde de isteyecek, utanmayacak bakmaktan ve göstermekten.
Güçlü olacak hanım, sokakta dik yürüyecek böyle memeleri ileride, ama bi’ konuştu mu karşıdakinin gözleri dekoltesinden ağzına doğru kayıverecek. Güzelliğiyle sadece ilgi uyandıracak, beğendireceği özelliği kafası, zekası ve bilgisi olacak. Bir yere girdi mi “ben geldim” diyebilecek… “vay be” dedirtse de, “hmm” ekletmediği sürece bunun bir değeri olmadığını unutmayacak.
Zayıf olacak kadın, uysal olacak, erinin sözünden çıkmama muhabbeti değil elbette demek istediğim, fekat(!) erkeğine de güvenecek. Ama babası, ağabeyi olur bu erkek, ama hocası, bilemedin sevgilisi, kocası... Güvendiği kadar güven de hissettirecek. Erkek ona güvenecek ki arkasını dönüp gitsin onu doğasında hemcinsleriyle yalnız bıraksın, hem de farklı bir şekilde güvenecek ki özgürlüğünün kısıtlanmadığını hissederek koynuna sarılabilsin. Ona o kadar güvensin ki toplumsal erkekliğine bok sürdürerek koynunda ağlayabilsin, merhem hissedip derman bulsun.
Kadın “geleneksel beynelmilel” olacak, bir yandan eratının âdetini erine yansıtacak, çünkü unutmayacak elbet bir gün anne olacak; bir yandan da yozlaşmış tabuları vizyonuyla yıkacak kültür kisvesine bürünmesine izin vermeden konjonktürün. Devrim dediğim biraz da bu.
Hanım isteyecek, ama neyi, ne kadar, nerede istemesi gerektiğini bilecek. Arzuhalinin cüzdanının limitlerini bilecek ama içinde kaç para olduğunu hiç bilmeyecek, karşısındakinin yetileri kadar yapabileceğini bilecek, elbet şımaracak ancak sınırlarını zorlamayacak. Nazlı olacak ama malum atasözünü unutmayacak, isteyecek, hak edecek, istediğini alacak ama bunaltmayacak, baymayacak. Bir şeyin daha fazlasını isteme nedeni ‘ona sahip olma’sı olmayacak; arzuları, doyumsuzluktan değil, ‘kendilerini aşma’ isteğinden olacak. Erkeği de yönlendirecek. Kalender olmayacak ama tatminkar olacak, erkeğinin adam olduğunu unutmayacak ama onu gene de adam edecek. İşin sırrı kadın sınırlarını bilecek, işin ipuçlarını öğrenecek, koordinatör olup idare edecek..
Kadın sevmesini de bilecek sevilmesini de en önemlisi. Doğduğunda anası onu koklarken ayrı bir sevecek, 3 yaşında babası tarafından kat kat sevilecek, 7’sinde bakkal amca, komşu teyze ayrı bir sevecenlikle bakacak ona, 15’inde hafif hafif oğlanları dizmeye başlayacak arkasına kuyruk sallamadan, 20’sinde serpilecek bi’, sevilecek ama şanlıysa aşık olacak. 24’ünde mezun olacak, patronuna sevdirecek kendini sadece mesleki birikim ve iletişim yetisiyle, 28’inde doğruyu bulduğuna inanan bir erkeğe sevdirmiş olacak kendini, nikah memuru ona daha bir yakın olacak; sonra bir ömür kocasını sevecek, önünden yemini, bedeninden sıcağını, ruhundan hasreti eksik etmeyecek. Alışkanlığa dönüşecek ama her seferinde yeni bir tat sunarak ayrıcalıklı hissettirecek. Hepsi sırasında kendi de mutlu olacak.
Kadın, ulvidir. Hakkını verecek ne olduğunu bilecek, ne kendini küçümseyecek, ne gücünü kontrolsüz amaçlara hizmet ederken kullanacak.
Bu satırları okuyunca ‘hadi oradan sen de’ demeyecek, bir daha okuyacak gerekirse ön yargısız. Bu satırları okuyan erkeklerin de ondan bulursan bana da getir dediğini bilip, bunun yazarı aşağılamanın yanı sıra sizi keşfedememiş milyonların kanıtı olduğunu bilecek.