Burnunun dibindekilerin kıymetini bilmeme geyiğimiz var ya, kim sivilcesinin, siyah noktasının kıymetini bilsin ki diye devam eder bazen iğrenç bir espri ile, buna takılayım biraz diyorum.
Hatta, hadi birlikte düşünelim; uğruna kim bilir ne kadar düşünceli geçirdiğiniz gecelere, platonik takılırken ya da adı konmadan önceki cicim günlerinde hayallerinizin, umutsuzluğunuzla, keskin hatlı bir dans figürü şeklinde bir koreografi ortaya koyduğu günlere bakın, sonra şimdi ‘o’nu gerekli gereksiz ne kadar kırdığınıza...
Başka bir şey düşünün, istisnai birkaç vaka hariç, kaçımız aile kıymeti ‘o kadar’ biliyor? Ana baba, kardeş kıymeti bilmek sadece düzgün yapıda ailesi olmayanların özlemleriyle mi kısıtlıdır acaba? Veyahut onlar bizim kıymetimizi ne kadar biliyor, sokaklar onların değişiyle ‘orospu adayı kızlar, ipsiz, geleceği karanlık oğlanlar’ doluyken, bizim emeklerimizin ne kadarı takdire şayan onların gözünde. Kaçımız durduk yere koridorda annemizin boynuna sarılıyoruz ki? Ya da kaç baba, kaç yaşında olursa olsun oğlunu kucağına oturtturup anlatıyor?
Haftada ancak iki kez buluştuğunuz geçmişten veya okuldan arkadaşınızla her seferinde geleneksel olarak tokalaşıp öpüştüğünüzün farkındasınız değil mi; ancak her gün gördüğünüz ev arkadaşınızla “her gün gördüğünüz’ için, ‘hiçbir zaman’ tokalaşmıyorsunuz sanırım.
İtiraf edin, sevgililerinize ve/ya sulandığınız kişilere sarılabiliyorsunuz sadece. Birbirine dokunmayan, temasın gücünü kullanamayan bir toplumun soğuk damarlarısınız ve milletçe bu hallerdeyiz.
‘Durduk yere’lik sanırım bir sevgi ilişkisini en iyi ödüllendiren zaman zarfı sanırım. Sevgililer günü, anneler günün, doğum günü yılbaşında vesaire, sistemin ürünü olarak hepimiz alıyoruz hediye paketlerini şeker kurdeleleriyle birlikte elimize, ancak elimiz ne zaman ‘durduk yere’ gidiyor önce cebimize ardından da hangi pozisyonda olursa olsun, sevdiğimiz birinin eline...
Neyse... Canım sıkkın falan değil, aksine bu kadar mutlu bir dönem yaşarken, hâlâ genel üzüntülerime kafa yorabildiğim için seviçnliyim.
Sizi seviyorum, siz de sevdiklerinize söyleyin, gösterin sevginizi. Öperim sizi...
17 Şubat 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

paragraf 1: bence de
YanıtlaSilparagraf 2: kıymet bil:)
paragraf 3: anneyle koridorda karşılaşılıyor illa dimi, hala koridor çözümlü planlarda oturuyorsunuz.bi de evin giriş kapısının açılış yönü:baştan girme diyor burda ters birileri var:))
lakin orta oda favorimizdir.
paragraf 4:sen tokalaşmayı sevmezsin ki.ya ev arkadaşın kızsa bi de!!
paragraf 5:oyun izlerken bile sağındaki dostunu ve solundaki sevgilisini mıncıklayıp öpmeden duramayan birileri varsa, onlar bu metne ait değiller.değil mi??
paragraf 6:kesinlikle
paragraf 7:şu halde bunları düşünüyosun.hayır kötümser ve mutsuz olmaya çalışan ömür törpüsü değilsin ki!!
son için:yerim seni!
bu yoğunluk ve yorgunlukta düşündüğün,yazdığın ve sevdiğin için övgüyü hakediyorsun.
doğru yazı