22 Şubat 2010 Pazartesi

Derbi notları

Selam.
Bir sürü yazımız oldu, ama memleket meselemiz futboldan uzak kaldığımı sezdim. Malum derbi haftasıydı, biz de maçı izlediğimize göre, hadi biraz futbol konuşalım.

Rıdvan Dilmen olacak halimiz yok hâşââ! Ermak Toroğlu da kovuldu, kıvamımız müsait değil; üç beş gün de her yerde yazılıp çizileceğini, kutlayacağımız bir zafer kazanamadığımızı falan düşünürsek, farklı pencereden bakalım o zaman.

Şaka maka bukleleriyle Rijkaard geldi İnönü'ye. Türk futbolu adına güzel iş vesselam, iyi direktör olmadığını söyleyen çok olsa da kariyerine İnönü'yü eklemiş olması, kendi adına güzel.

Rijkaard geldi, Demirören hâlâ yok. Stada gelemeyen başkanı seçen üyelerin beynine biir, kendi gelemeyip şeref tribününü bir 'first lady' ve çocukla temsil ettirene ikiii!!!

Bu Joao Alves ne biçim star lan. Adamın triplerine falan hasta oldum. Zaten ayak bilekleri en az benimkiler ince ve kara teninin altında benimkiler kadar şık duruyor, ama göbekten falan olsa gerek adam uzaktan bana nazaran çok şık. Ama tripler işi bitiriyor. Seke seke oynuyor lan adam, böyle ip cambazı kıvamında. Ha pek oynamadı bu hafta, olur o kadar. İnönü bu, boru değil.

Star demişken Arda'nın oyunculuğuna laf etmem tabii ki, fakat futboldan ziyade sinema oyuncusu artık. En kibar tabirle, vurgularsak söylerken "artiz!" olmuş iyice. O ne lan, bu kadar genç yaşta tanrılaştırılmanın hakkını sonuna kadar veriyor ve "ben sahadayım"dan ziyade "ben teletvizyondayım" modlarında. Yazık olur, demedi demeyin.

Keita'nın formasına dikkat etsenize, ekstra ütülü gibi. Sıfır göbek normal de bi' de sıfır göğüs kasına sahip oluşundan olsa gerek dümdüz iniyor forma. Son ütücü reklamlarında oynasın. Ajanslara sesleniyorum.

Bize gelince, Barış'ın deyişiyle bir takımda "kazma" oyuncu sınırı vardır. Sahada Sabri olmayınca GS bu kontenjanı pek kullanmadı. İnsan olan başkanla direktör takıma maks. 2 tane alır bunlardan; ulan Beşiktaş'ta 5 tane var be. Bu kadar 'kazma limiti'i aşmış bir kadroyla çıkarsan, yine bana hüsran, bana yine hasret var...

Mustafa Denizli'nin bezmişliğini de anlıyorum. Ben görece bu kadar hafif bir işte çalışırken bu haldeysem, adam ölüyordur lan. Yaşlı yaşlı diyoruz da, bir yere kadar aga. Adam Bodrum amcası olma yaşını aştı, yıllardır Egeli rahatlığıyla psikolojik olarak en azından götürüyor, ama bir yere kadar. Sene Köyceğiz - Dalaman v.s. ada sahillerinde kendisini.

Benden bu kadar, futbol falan uzun hikaye, bu devran döner, yine de bu iş bitmez. Hadi size mutlu şampiyonluk şarkıları. Demirören gidene kadar yokum ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım küfür falan etmemişsinizdir, ettiyseniz de o da baş tacı, her türlü geri bildirime açığız.

Tekrar görüşmek, yeni yorumlarınızı okumak dileğiyle.

Blogda Arama