24 Haziran 2010 Perşembe

İyi ki doğdum!

Ademoğlunun nihai yaşam hedefi “başarı”dır herhalde. Başına bir şey eklenir ve amaç hep aynıdır. Nedir o önceki kelime? Akademik başarı, mesleki başarı, kariyer, ilişkilerde mutluluk, iyi bir evlat yetiştirme…

Sert başlarsak; ergenlikteki bir oğlan çocuğu için kısa vadede ‘en bir daha çok fazla’ kız sikmek, salak kültürel baskılarla büyüyen Anadolu kızı için bekaretini en uzun süre, daha doğrusu evliliğe kadar korumak… Counter oynarken 15 kez ölmeden tur atlamak, kimisinde süper ligde gol kralı olmak, gözlüklü asosyal bir adam için 5.00 orta öğretim, 4.00’a yakın bir lisans, bir hızla yapılan MBA falan mı başarı... Uzman yardımcısı olarak başladığınız iş hayatında süratle uzman olmak mıdır zaferleriniz... Zor yanıtlamak; tamamen beklentilerle şekle bürünen bir tebrik ve takdir sistemi var doğamızda. Kimi zamanda imkansızlıklarla...

Dün Birgül Hoca aradı bir sınav sonucuyla ilgili, “başarılarının devamını dilerim” dedi en içten duygularıyla, sonra ben de akademik başarısızlığımdan söz ettiğimde, senin başarın “insan biriktirmek” dedi... Düşünürsek evet; ‘zoru’ sevdim kendimi bildim bileli, birikmese de çok iyi arkadaşlıklara ve insanlara sahip oldum sıklıkla. En iyi dostluklara ben sahip oldum, mükemmel arkadaşlıklar sundum altın tepsilerde, zirveye ulaştığım ilişkilerim oldu, birçoğunun hayatında ama siyah ama cıvıl cıvıl renkler bıraktım dönüp baktıklarında görecek. Kendimce hiç satmadım, çok satıldım, az terk edildim, çok terk ettim, uzun süre sustum birden kestim attım, her dönem birilerinin ‘en iyisi’, ‘en yakını’, ‘en mükemmeli’ oldum, enleri gördüm, yaşadım, yaşattım... Biriktirmek, mesele işin kumbara boyutuna gelince o kadar başarılı olmadığımı görüyorum doğum günü partisi kutlamamı planlarken.

Kendimce ucuzluklarla tatmin olmuyorum en azından diye kendimi eğiliyorum. Etrafımda onlarcasının olduğu arkadaşlık çemberlerinin merkez noktasında olmaktansa, uzun süre uyguladığım merkez kaçla seçici oldum, elerken elendim, yenildim, vazgeçildim, en kutsallarına, dar alanda paslaşılan ilişkilerde güçlü dostluklara koştum. Yeganesini seçtim, karaladım çoğunu. Bugün hâlâ Sezen şarkıları dinlerken aynı hisleri duyuyorum kemiklerimde, ancak atar damarım daha seçici, değişmeyense müzikal olmasa da en betimleyicinin “yalnızlık türküsü” olduğunu gösteriyor.

Koşuşturmaca içindeki devasa kalabalığı reddettiğim her an daha güçlendiğimi görüyorum artık; aileyi reddettiğimde büyüdüm, ilk ciddi kız arkadaşım tarafından terk edildiğimde ya da bir sevgilimi terk ettiğimde olgunlaştım, mükemmel dostluklarımı saçmalıklar uğruna bıraktığımda yaralandım, ve bugün çeyrek asrını devirdiğim ömrümde tüm yorgunluk ve acılarım, sevinçlerim kadar değerli olduğunu daha net anlayabiliyorum. Rutin içine kurulu aptal sevişmelerin, yalan gülüşlerin hepsinin kökü aynı: sahte misafirlikler birbirimizin hayatında. Kumbaranızı salladığınızda 20 tane 5 kuruşun şıkır şıkır ses çıkardığını duyabilirsiniz, ancak unutmayın sessiz bir tane 1 Lira aynı değerdedir ve elde tuttuğunuzda daha büyük alan kapsar. İstediğiniz kadar okşayıp kurcalayın, elinizde bıraktığı pas tadı da kısıtlı olur...

Benden yola çıktım, genele vurdum; akademik, ticari, ailevi her ne başarınız olursa olsun, cebinizde ya da cv’nizdekilerden ziyade telefon rehberinizde biriktirdiklerinizdir sizin başarınız. Onların da niceliğine değil niteliğine baktığınız sürece zenginsiz.

Cenazenize kaç kişi gelecek önemli değildir belki, lakin kaç kişinin cenazesine gidecek oluşunuz ve kaç kişinin tabutunuzun ama yanında ama uzağında ağlayacağıdır önemli olan, ademoğlu her ölümün ardından burkulur; dostluğunuzun kalitesi, birkaçının ne kadar süre üzüldükleridir.

Kaç kişinin parmağı kesildiğinde o acıyı hissedebiliyoruz, kaç kişi bizim bir tebessümümüzde kahkaha atıyor. Sadece kötü günde değil, kaçımız iyi günde birkaç dost, onlarca arkadaş biriktirebiliyoruz ve her şeyden önemlisi bunları yaparken kendimizden verdiğimiz ödünler, arkadaşlık içinde gerekli fedakarlıklar seviyesinde kalıyor ve bizden eksilttikleri sadece zenginliğimiz oluyor.

Sizi seviyorum, belki bir yazıyla daha özele indirgerim ama çeyrek asırda birlikte olduğumuz için teşekkür ederim, geçmiştekilere, bugünkülere ve bugünden taşıyıp taşımamamdan bağımsız gelecektekilere. İyi ki doğdum ve benimlesiniz…

Blogda Arama