7 Ocak 2010 Perşembe

2 oldu, Taflan yazdı iki oldu.

Selam;

İlk iki günün dönüşleri için teşekkür ederim, sadece facebooktan duyurdum ve istatistiklerim cezp edici. “Facebook status”ü ne alınan yorumlar da hiç fena değil hani; en ciddi itirazım ise anket cevaplarınıza. En geyik iki şıkkın sonuçlarda ilk ikide çıkmasıyla beni benden aldınız. Bunca yıllık tanışıklığa rağmen hâlâ benden 'şaka bekliyorsanız, haliniz harap söylemedi demeyin.

Mevcut bir konum yok, daldan dala atlayalım diyorum, malum ilk yazılar olduğundan talep dinçken, uzun uzun karalayayım.

Sinema yazmak istiyorum, hani altın çağdayız ya sözde, ancak bir iki araştırmam olacak, bir sonraki yazıda takılırım. Siyaset işine ilk ay girmesek, dünya daha güzel olur. Çıplak fotoğraflarım için tıklama bölümüne henüz teknoloji el vermiyor. Bunu demişken içerikten ziyade şekil açısından blog eleştirisi yollayan birkaç dostuma cevap vereyim: “yangınlarda yanın.” Bilader önce şunu anla; kırk senedir güzel gözlerine vurulduğun onca kız bomboş çıktı, ya da yeterince yakışıklı olmadığı için reddedilen bir sürü erkekle beraber bir sürü fırsatı tepti bu kadın milleti. Allah aşkına cildi güzel diye aldığınız kaç kitap bestseller oldu, o yüzden geçiniz bunları. İkinci boyutu da “Haklısınız ama ben teknik bilmiyorum!” arkadaş olur. Varsa yaptığınız ya da yapabileceğiniz bir şablon v.s. ekleriz hemen, hazırla ancak bu kadar oluyor.

Siyaseti bir kenara bırakacağım ama Manisa'daki Roman vatandaş Nazi kırımına deyinmezsem adam değilim. İşi biliyorsunuzdur, en son sayın belediye başkanı abi "Romen vatandaşlarımız özeleştiri" yapıyor demiş, YUH! Hani anlamını bilmediği kelimeleri kullanmak bu toplumda modadır da, bu kadarı da başbakanımdan ve ana muhalefet liderimden beklemeyeceğim bir pişkinlik. Ya konunun her dalını bir kenara bırakıp sadece şu cümleyi düşünsenize, ne kadar kanıksadık bu toplumda yöneticilerin pişkinliğini. Adam bir mahalleyi hangi yetkiyle bilemem ilçeden sürüyor ve açıklama diye bunu yapıyor. Bu nasıl bir infial, Adolf halt etmiş.

Toplum olarak her zaman yaptığımız gibi acılarımızı bir yana bırakırsak, bloglarda kuponla bir şeyler verebilsek keşke diyorum, beni her gün tıklayana 30 gün sonunda bir gece benle birlikte yemek şansı versem, yemeği ben yiyecek olsam çok mu erotik olur bu iş. Hiçbir internet sitesi, blog, forum sahibi erkeğe sokakta sorsanız "Tıklanmak ister misin?" diye, artık nasıl size dalar James Cameron'un hayal gücü yetmez tahmine, oysa ki iş sanallaşınca al tıkla diye url dönüp duruyor mesaj kutularında. Bu arada eskiden posta kutusu vardı lan, biz yetişemedik. Şimdi apartmanın içinde var, kart ekstresi ve fatura yağıyor içine sadece. Mail kutularımız bir umuttu en başta, o da artık spam tarlası. Dün interrailden bir arkadaşımız Barış’a mesaj atmış, “remember Roma” diye, şans eseri girip okumasa spam diye yok olup gidecekti, şimdi Paris’ten bir yoldaş mektup yollamış oluyor. Kesin çıktısını almalıyız aslında, bak aklıma yeni geldi.

Neyse, bildiğiniz üzere maaş ıslatma dönemlerindeyim. Ne ara bu ıslaklıktan kurtulup bir gardolap dolusu takım elbisenin taksitlerini ödeyeceğimi bilmiyorum ama halimden şimdilik mutluyum. Bu hususta geçen gece şarabın Türkiye’deki en önemli isimlerinden Barışçığımın dayısı, Şakir Akışık’la beraberdik. Barışçığım yazma nedenim sevgimden değil, -ti ye alışımdan, keza ıslatma ayağına adam kaçıncı kez geceyi beleşe getirdi daha bir gömlek almışlığı yok yeni iş hediyesi diye. Ahlak konusunu bir kenara bırakırsam, ıslatma faslı Sayın Akışık’la her buluşmamızda olduğu gibi birden şarap tadımına doğru yol aldı. Adam akıtıyor zaten her görüşmede bilgileri de, buna iyi akan şaraplar eklenince tadından yenmez oluyor. Güne başladığımız şişeleri ve özel hayatımızı daha da fazla anlatmadan sadede gelmek isterim, size nefis bir kupaj önereceğim. DOLUCA KARMA serisi. Orta üst fiyatta bir şarap bu kadar olur. Nasıl yuvarlak, nasıl dolgun ve nevi şahsına münhasır bir çalışmadır anlatamam. Şakir abiden aldığımız bilgiye göre takriben 3000 şişe civarı ile sınırlı üretilen shiraz kupajını bulamadık o gece Mono ve Pano’da ancak bulabildiğimiz boğazkere öküzgözü türü de anlatılamazdı. İşin özü gidin paraya kıyın benim fakir dostlarım şunu için. Ayrıca benim fakirliğimdekilere şarap severlere nefis bir haberim var: Tike, Nişantaşı dahil tüm şubelerde şarapta 1+1 yapmış Doluca ile beraber. Fiyatlar minicik yükselmiş ancak 1 kadeh alana ikinci kadeh, 1 şişe alana da ikinci şişe bedelsiz. Öğle yemeği menüsünün gittikçe nefisleşen bir içerikle 12 liraya satıldığını hatırlatırım, bir şişe DLC’ye de Tike gibi bir mekanda 60 lira falan fiyat çekiyorlar ki, daha iyisi bizim evde olur ancak. Garson bulamazsınız ısrarlarıma rağmen bahsettiğim bu KARMA serinin shiraz kupajlarının da geleceğini belirtti, fiyat olarak da 95 dedi. İki şişesini bulamayacaklarını düşünsem de buldukları gün bu paraya satacaklarına inanmasam da orada olacağız, gelmek isteyen mesaj atsın. Bak sevgilinizle ya da en yakın arkadaşınızla günde 1’er Lira kenara atarsanız ay sonunda şahane bir akşam içkisi içersiniz. Alarm firması reklamı gibi oldu hadi bakalım.

Eve de zaten bir elektirik faturası gelmiş, dillere destan. Kol böreği diye kahvaltıda yeriz. Şarap falan derken buna da bütçe gerek, çıkın işin içinden. Uzun yazacağım derken cılkını çıkarmamak lazım. Malum tüketim toplumunun yegane bireylerisiniz ve asil kanınız daha ziyade yemeye odaklı akıyor.
Yek cümle en güzel dileklerimle öpüp veda ediyorum size, tekrar görüşmek üzere.

1 yorum:

  1. öğle yemeğinde tike'deyiz o zaman =)
    ben inanıyorum. elbet bir gün ben işe erken geleceğim ve seninle beraber yemeğe çıkabileceğim =))

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım küfür falan etmemişsinizdir, ettiyseniz de o da baş tacı, her türlü geri bildirime açığız.

Tekrar görüşmek, yeni yorumlarınızı okumak dileğiyle.

Blogda Arama