Günlerden pazar, aralık pencereden güneş ve rüzgar sevişerek içeri dalıyor. Rüzgar yüzümü okşarken güneşin görevi beni sarsmak. Bir nevi doğanın uzanabilen organları ile yapılan orgy, bir nevi üçleme... Ben, güneş, rüzgar. Teslis desem ve grup seks ile aynı paragraf içinde kullanmış olsam hıristiyan kardeşlerim kızarlar mı acaba?
Neyse böyle bir güne başlama, çalışan insan kesiminin özlemi sanırım. Hele bir de benim gibi işin ardına geceye okul sıkıştıranlar için büyük bir keyif, alarm yerine sabah seksiyle güne başlamak.
Yorgunsun, tüm gün yatakta kalasın var, bir yandan da keyiflisin; ufak ufak dinlenmenin zevkini yaşıyorsun, hani küçük kardeşinin, çocuğunun ya da sevgilinin seni zorla ve oynaşarak uyandırması gibi bu keyif. Kapalı gözlerinin altında büyük bir gülümseme. Diş yok ama dişe gerek de yok, ağzının yanları kulak memene temas etti edecek, şirin sesler çıkarıyorsun falan. Sonra şak diye kalkıyorsun sertçe "Sen gel bakim buraya" diye çocuğu gıdıklıyor ya da hatunu mıncıklıyorsun falan ya... İşte o keyif orada gerçeğe dönüşüyor, bedene bürünüyor diyeceğim, aslında tam tersi. Neyse işte; yapabileceğin tek şey seni rahatsız eden güneşse perdeyi, rüzgarsa pencereyi kapatmak...
İşte buna benziyor arada tavırlarımız. Size bir dönem keyif verenlerin belki de yolunuzu aydınlatanların, şak diye önünü kapatmakla geçiyor yaşamımızın ciddi bir bölümü. Önce eğlen, neşelen, ağız ayır; sonra mesafe koy, telefonları kapat, yolları uzaklaştır, duvarları ör.
Eski sözlük yazılarımı okuyan dostlar bilir, ilişkiler üzerine çok sık kafa yormaya çalışırım. Ne haddimeyse en zoru 'insan'ı anlamaya çözmeye çalışırım. Kanımca benim hayatımda böyle gidiyor ve çözemedikçe kapatmaktan ya da kapanan bir kapıya çarpmaktan ben de veda edip 'bir yaş günü' bana hayatımda tattığım en büyük keyfi verenlerle solandıracağım bütün diyalog kapıların; insanlarla... Dostlarla... Etrafla... Dolayısıyla hayatı sonlandırmış olacağım, farkına bile varmadan. Hani "vakit bir türlü geçmezken / yıllar hayatla geçiyor ya"* o misal biz de muadili var var diye çoğumuzu kaybediyoruz hiç fark etmeden. Muadiller de birer mükerrer belki.
Hadi size iyi pazarlar, salılar, çarşambalar. Yakalarsanız sizi eğlendiren güneşleri her sabah; öğlenleyin acı verecek olsa da akşam üstü tekrar keyiflendireceğini unutmadan yaşayın geceye kadar. Çünkü oldu mu gece, yeni gelen güneş eskisi değil hiçbir zaman.
* Paramparça, Fazlı Teoman Yakupoğlu, 2001
4 Ekim 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım küfür falan etmemişsinizdir, ettiyseniz de o da baş tacı, her türlü geri bildirime açığız.
Tekrar görüşmek, yeni yorumlarınızı okumak dileğiyle.