2 Aralık 2010 Perşembe

Muadilleşerek yaşamı tatlandırıyor insan.

Yılın son ayındayız. Merhaba.

Ne oldu 2010 yılbaşı dilekleri? Yenilerini dilerken elbette yeni yıl coşkusunu, yeni umutlar keyfini ve mazoşizmini bırakmayın ama yeni bir başlangıç yalanından da bari bu sefer uzak durun...

Yalnızlığın muadili yok, baştan ayrı tutalım. Keyifli yanı da yok. Her ne kadar tek takılmaktan keyif alınan anlar, yalnız kalınmak istenen geceler falan olsa da, geneli kavrayan bir yalnızlık başlı başına bela. Zaten ben 'daha çok' yalnız olmayı severim diyenlerin de geçmişlerini sorgulayın, bir sürü çocukluk dramı çıkacak. Gelecekleri de emin olun o kadar parlak değil.

Özlemdir bir derdimiz, buna sebep aradaki mesafeyse bulunduğun yerdeki güzellikler hasreti daha kolay kılıyor. Hatta daha değer katıyor bu duyguya, keza arkasına başka şeyler katmıyor insan, sadece özlüyor. Son derece insani, bence kutsal ve özel. Sebep ulaşamama ise bunda da muadilleştirme müthiş çözüm oluyor. Özlediğin bir kişiyse yalan da olsa yerine yenisini koyuyor insan, özlenen ölü olmadığı sürece. Ha bazen ölümün kendisi özleniyor, bunda da edebi bir hata yapılıyor. Tatmadığın, bilmediğin şeyi özleyemezsin, sadece umar ya da beklersin. Ha bazen insan geçmişini özlüyor, işte orada tek çözüm geleceği bugünden daha iyi kılmak oluyor. Yine bir ümit.

Umut deyince; en büyük sevdamız... Dünyanın en güzel kelimesi, hissi. Sararmış otların bir gün tekrar yeşereceğine dair yaşama sevincimiz. Kır saçların kararmayacağı realistliğiyle birleşince daha yaşanılır kılıyor dünyayı.

Vedalar mesela, en buruğu. Hep gidene koyar derler, asıl kalanadır tasası diye de eklerler. Buradaki yorumum 'muadili' olmayana bence. Bir vedanın ardında başka bir buluşma vardır ve orada yaşanacak eşdeğer şeyler, kişiler, mekanlar varsa, olmayanadır ayrılığın yumruğu. Hoşçakal!

Aşkın ikamesi yoktur derseniz, ilk aşkınızı, ilk öpücüğünüzü falan düşünün derim, şuan neredesiniz. Ya da sadece iki sene önce terk ettiğiniz / sizi terk eden yavukluya bakın, şimdi kiminlesiniz. Bir birlikteliğiniz yoksa da, kafanızda kalbinizde o nerede. Koyamamışsanız kimseyi yerine, dengini bulamadığınızdan işte.

Olumsuz ve buruk duygularımızın çoğu hatta tamamı eşdeğerlerin yokluğundan kaynaklanıyor zannımca. Varsa hızlı geçiyor, yoksa yıkıp kalıyor dertler.

Çeşitlendirin hayatınızı, İki baharatla yaptığınız sosu tekrar yaparken biri olmazsa aynı tadı alamazsınız, ama sağlam bir karışımdan aldığınız lezzeti, bir sonraki sefere bir eksik olsa da yakalarsınız. En azından, 'olduğu kadar'.

Orijinal yılbaşı planlarınızı yollayın bana, ikame olarak değerlendiririz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım küfür falan etmemişsinizdir, ettiyseniz de o da baş tacı, her türlü geri bildirime açığız.

Tekrar görüşmek, yeni yorumlarınızı okumak dileğiyle.

Blogda Arama